Parayı veren tezi yazdırır

 

Master yapmak istiyorsunuz, doktora tezi hazırlayacaksınız ama işleriniz çok yoğun. Tez ve makale yazacak vaktiniz de gücünüz de yok! Kolayı var saçıyorsunuz paraları, ‘uzman kadro’ sizin için itinayla tez yazıyor! Kadronun hepsi akademisyen. Aralarında yardımcı doçentler de var, yüksek lisans yapanlar da… ZAMAN 27-05-2012

 

Yüksek lisans ve doktora tez yazımıyla ilgilenen uzmanlaşmış -hatta şirketleşmiş dersek yanıltmış olmayız- şebekeler var. Bir kişi organizasyonu sağlıyor. Yani akademisyenlerden bir ekip kuruyor, internet veya tanıdık sayesinde bağlantıları kuruyor. Sonra ‘müşteriler’den gelen talebe göre tez ve makaleler yazılıyor. Tezin konusuna, üniversitesine ve yazım süresine göre fiyatlar değişiyor. Bizim görüştüğümüz tez yazım merkezlerinin fiyatları bin 750 liradan başlıyor. Ucu açık; 2 bin, 3 bin veya 20 bin-30 bine kadar çıkıyor. Eğer teknik ve zor bir konuysa veya doktora teziyse çalışma ‘müşteriye’ neredeyse bir otomobil parasına mal oluyor.

Tez yazdıracaklar şebekelerle irtibatı, internet üzerinden veya üniversite etrafındaki kırtasiye ve fotokopi merkezlerindeki ilanlardan sağlıyorlar. Şebekeler bu hizmeti “tez danışmanlığı” adı altında yapıyor. Akademik deneyime sahip idari kadro (!) tarafından verilen danışmanlık hizmeti sayesinde “müşteriler” akademik kariyerlerini şansa bırakmıyor.

İntihalin modern versiyonu

Akademik çevrelerde, intihal çok tartışılır ama bir tez çalışmasının baştan aşağı başkası tarafından para karşılığı hazırlanması bu tartışmalara farklı bir boyut katacağa benziyor. Nitekim bu konuda konuştuğumuz çoğu hoca, böyle bir duruma ihtimal vermiyor. Tez savunmalarında mutlaka ortaya çıkacağını düşünüyor. Doğru; ama tez yazım merkezleri buna karşı da savunma mekanizmaları geliştirmiş. Tezi hazırlama aşamalarında en azından 15 günde bir irtibat halinde olunuyor ki, müşteri tez danışmanının sorularına cevap verebilsin. Nitekim internet üzerindeki ilanlarda bu konuda garanti veriyorlar. Bunlardan birinde; 70 kişilik bir akademisyen ekiple çalıştıklarını, ekip içinde yardımcı doçent ve doçentlerin olduğu ve bu kişilerin savunma için müşteriye önerilerde bulundukları söyleniyor. İnternette “Garantili tez yazılır” ilanının sahibi Cafer Uzan ekiplerini şöyle anlatıyor: “Bu işi 8 yıldır yapıyoruz, herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. En fazla üç-beş tezde kayma durumu oldu. O da şöyle, yüksek lisans tezlerinde öğrenci savunmayı veremedi. Çünkü savunma anında, 5-6 profesör oluyor. Orada şaşırıyor. ”

Ödemeler taksitle!

Tez yazdırmak isteyenler, konularını ve sürelerini bildiriyor. Ekip 10-15 gün kaynak taraması yapıyor. Uzan bu süreci şöyle anlatıyor: “Bu alanda yardımcı olan arkadaşlarımız var. Hatta öğrenciler var, kütüphanelerden yararlanmak amacıyla indeks oluşturuyoruz. İndeksi gönderdikten sonra ödeme talep ediyoruz. Bir nevi kapora. Örneğin 2 milyara anlaşıyoruz. Baştan 400 TL ödüyorsunuz diyelim. Bir ay sonra bir çalışma gönderdik. O zaman ister bin lira yatırın ister 500… O bütçenize bağlı. Tezinizi teslim ettiğinizde ödeme bitmiş oluyor. Size gönderdiğimiz zamanda da inceliyorsunuz çalışmayı. Hocanıza götürüyorsunuz, size gelen eleştirileri değerlendiriyoruz, değişimleri yapıyoruz. O şekilde kademe kademe ilerliyoruz. Bir ay sonra tezin tamamı hazır demiyoruz. Sizin kafanızdaki tez yapısı nasıl olur, hocanız nasıl bir tez ister, bilemediğimiz için mecburen bu şekilde adım adım, hataları, eleştiri getireceksiniz, o yolu çizeceksiniz, biz o yolda ilerleyeceğiz.”

Fiyatı neye göre belirliyorlar? Üniversiteye ve hocalara göre. Mesela ODTÜ, Hacettepe, Boğaziçi gibi kaynakçaya ve özellikle yabancı literatürdeki kaynaklara çok önem veren üniversitelerin fiyatı yüksek. Örneğin Hacettepe’de kaynakçadan dolayı bir tez 15 kez gönderilebiliyor. Fiyatı belirleyen ikinci parametre analiz çeşidi. En pahalı analiz ekonometre üzerine. Tezin sadece analiz kısmı 750 lirayı buluyormuş. Bir de zaman. Bazıları durup durup son 15 günde veya bir ayda arıyormuş. 10 kişi birden tez üzerinde çalışıp tezi yetiştirmeye çalışıyor ve bu da tabi ki maliyeti artırıyor!

Akademisyen olmayacağım, itibarını kullanacağım

Tez yazım merkezlerinin sloganlarında en çok dikkat çeken noktalardan biri de “Yoğun iş temponuzda tez yazacak vakit bulamıyorsunuz.” Bu argüman akıllara; “Derslere giremeyecek ve araştırma yapamayacak kadar yoğun çalışan biri neden yüksek lisans veya doktora yapar?” sorusunu getiriyor. Doç. Dr. Savaş Genç bunu şöyle değerlendiriyor: “Akademisyen olmayacaktır, sadece piyasada titrini kullanacaktır. Bu meramla gelenler oluyor doktora mülakatlarına. Dolaylı olarak bu meramını belli eden, ‘ben zaten akademisyen olmayacağım’ diyenler oluyor. 183 üniversitesi olan ve sürekli yeni akademisyenlere ihtiyacı bulunan Türkiye bu tür motivasyonlarla vakit ve enerji kaybetmemeli.” diyor.

ABD ve Avrupa’da da böyle organizasyonlar var

Doç. Dr. Savaş Genç: Amerika’da ve Avrupa’da da parayla tez yapan organizasyonlar var. Ama doktora ve master sadece tez yazdırmakla bitmiyor, bunu savunabilmek gerekiyor. Tezi yazmamış biri savunamaz. Bizde kendi yazdığı teziyle 4 kez mülakattan dönenler var. Ben başkasına yazdırılan tezin savunmadan geçebileceğine ihtimal vermiyorum. Geçiyorsa bu bizdeki akademik kültürün ve mülakat kültürünün zayıflığını gösteriyor. Ancak hocalar tezi okumadan mülakat yapıyorlarsa, böyle bir mülakattan geçebilir.

Akademide kalmak için yapılıyor

Yrd. Doç. Dr. Sezai Coşkun: Akademi, tarihten bugüne taşıdığı anlamıyla ciddiyetin ve özgünlüğün mekânıdır. Ancak akademiyi bir kariyer merkezi olarak düşündüğümüzde veya en azından böylesi bir fonksiyona büründüğünde, buraya gelen insanlar da bir alanda ciddiyet içinde özgün çalışmalar yapmak yerine hedefledikleri kariyeri elde etmeye odaklanacaklardır. Bir unvanı hedefleyen bu yaklaşım, kendi piyasasını oluşturmuş ve bugün ‘araştırmacı’ olarak üniversitede kaydı bulunan insanın hiçbir dahli olmadan, para karşılığında, master ve doktora tezleri yapılır hale gelmiştir. Daha yakın zamanda büyük üniversitelerimizden birinde hazırlanan ve sunulan, kabul edilen doktora tezinin neredeyse bir başka kitabın aynen tekrarı olduğu çok sonra fark edilebilmiştir. Bunun sebepleri çok yönlü olmalı. Evvela, akademiyi kariyer merkezine dönüştüren mantaliteye izin verilmemeli, her önüne gelen bu programlara kabul edilmemeli, hocaların üzerinde şu andaki yükten hayli az sayıda öğrenci bulunmalıdır.

Bu yazı 2012, dosya haber, HABERLERİM kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.